...Ho$g€lDiNiZ...

30/3/2008 - BİRAZCIKTA AŞK RESİMLERİ

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/3/2008 - İMKANSIZ OLAN AŞKLAR DA VAR....

ATEŞ İLE SU

Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında sevdalanmış onun deli dalgalarına.Hırçın hırçın kayalara vuruşuna, yüreğindeki duruluğa Demiş ki suya:"Gel sevdalım ol, Hayatıma anlam veren mucizem ol."

Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa "al" demiş"Yüreğim sana armağan."
Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına... Zamanla su, buhar olmaya,
ateş, kül olmaya başlamış.Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı...Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de yüreğindeki kederi de alıp gitmiş uzak diyarlara su... Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları...Aramış suyu diyarlar boyu, günler boyu, geceler boyu.Bir gün gelmiş, suya varmış yolu
Bakmış o duru gözlerine suyun, biraz kırgın, biraz hırçın. Ve o an anlamış aşkın bazen gitmek olduğunu.Ama gitmenin yitirmek olmadığını....Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla.

İşte o zamandan beridir ki: Ateş sudan, su ateşden kaçar olmuş.. Ateşin yüreğini sadece su,
Suyun yüreğini Sadece ateş alır olmuş...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/3/2008 - istedikten sonra imkansız diye bişiy yoktur...

PAPATYA İLE NİLÜFER

Mavisi yeşiline karışmış, uzun uzun ağaçların gölgelerini cömertçe sunduğu, türlü türlü böceklerin, çiçeklerin yaşadığı, insanoğlunun pek az uğradığı ormanlardan birinde güzel bir göl vardı. Suyu berrak mı berrak, serin mi serin... Gölün kıyısında hayat bulmuş boynu bükük papatya, yanıbaşında o eşsiz büyülü suyun içinde açmış olan, en az kendi kadar yalnız görünen nilüfer çiçeğine sevdalanmıştı. Onun görkemli görüntüsünü, saf, masum, asaletli halini hayranlıkla seyrediyordu her gün. Nilüfer çiçeği de kayıtsız değildi sevgili papatyasına karşın. Birbirlerine sevgiyle bakıyorlar, şarkılar söylüyorlardı birlikte. Yalnızlıklarını unutuyorlardı şu koskoca orman içinde...Tanrım, diyordu papatya içinden kimi kez. Bu güzelliğin yanında benim yerim nedir ki? O suyun içinde yaşar bense toprakta... Elimi uzatsam tutamam bile onu... Oysa öylesine istiyorum ki onun yanında olmayı...

- Ey güzel çiçeğim, ey benim nilüferim seviyorum seni... Lâkin öylesine çaresizim ki... Sana nasıl ulaşacağımı bile bilmiyorum... Evet, orada olduğunu bilmek, sesini duymak, güzelliğini görmek bile yetiyor bana ama istiyorum ki elini tutayım, güzelliğine dokunayım. Gel gör ki ben bir papatyayım, sen ise bir nilüfer... Ayrı dünyalarda yaşayan iki ayrı çiçek... Nilüfer, karşılıksız bırakmadı papatyanın sözlerini:
- Papatyaların en tatlısı, kemandan çıkan müzik aynı ama nağmeleri çıkaran teller ayrıdır. Sen başkasın, ben başkayım, sen ordasın, ben buradayım diye yerinme. Gönül sesine kulak ver yalnız... Bir şeyi istiyorsan yürekten iste....Sevgi, aşk, ne büründüğün kıyafeti, ne makamı, ne mesafeleri ne de başka bir şeyi dinler... Onun fermanı okunmaya başladımı her şey susar. Her şey çaresiz kalır... Sevgi söz konusu olduğunda kişi kendi dışındaki güçlerin insafına kalmaz. Çünkü; kendisi de güçlü bir varlık haline gelir. Ruhunun derinliklerinden gelen bu ezgi güçlenmeye başladıkça kayıtsız kalamaz buna tüm evren...
Sen ki benim güzelliğime, aşkınla güzellik katmakta, yalnızlığımı örtbas etmektesin. Benim ve kendinin varolduğumu ispatlamaktasın dünyaya.
Şimdi kapat gözlerini sımsıkı...
Sıyrıl tüm düşüncelerinden...
Yalnızca ama yalnızca beni düşle...
Yanımda olduğunu, gölün sularında elimi tuttuğunu hayal et...
İste beni...
Göreceksin ki sevginin aşamayacağı engel yoktur!
Papatya, nilüferin dediğini yaptı. Yalnızca ama yalnızca onun hayalini doldurdu tüm benliğine. Kendini güzeller güzeli çiçeğinin yanında farzetti. İstedi... İstedi...
- Aç gözlerini!, dedi nilüfer. Papatya şaşkınlık içindeydi gözlerini açtığında. Sevgili çiçeğinin yanında, gölün suları içinde bir nilüfer çiçeğiydi artık o da...

Sevmek...
İstemek...
Hayal etmek...
İnanmak...
Olmayacak şey yoktur!
Eğer ki; bu duygulara sahipseniz...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/3/2008 - aşk seni seviyorumdan ibaret değildir ki!!!!

 ÇİÇEĞİN SUYA OLAN AŞKI

 

Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar. İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için.Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan içi içine sığmaz artık ve anlar ki, su'ya aşık olmuştur.İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar, "Sırf senin hatırın için ey su" diye...Öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı birşeyler hissetmeye başlamıştır. Zanneder ki, çiçeğe aşıktır ama su da ilk defa aşık oluyordur.

Günler ve aylar birbirini kovalalar ve çiçek acaba "Su beni seviyor mu?" diye düşünmeye başlar.Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle... Halbuki çiçek, alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz.Çiçek, suya "Seni seviyorum der. Su, "Ben de seni seviyorum" der. Aradan zaman geçer ve çiçek yine "Seni seviyorum" der. Su, yine "Ben de" der. Çiçek, sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler...Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz etrafa ve son kez suya "Seni seviyorum." der.Su da ona "Söyledim ya ben de seni seviyorum." der ve gün gelir çiçek yataklara düşer. Hastalanmıştır çiçek artık. Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin. Yataklardadır artık çiçek. Su da başında bekler çiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine...Bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla başını döndürerek çiçek, suya der ki; "Seni ben, gerçekten seviyorum." Çok hüzünlenir su bu durum karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır nedir sorun diye...Doktor gelir ve muayene eder çiçeği. Sonra şöyle der doktor: "Hastanın durumu ümitsiz artık elimizden birşey gelmez."Su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık nedir diye ve sorar doktora. Doktor, şöyle bir bakar suya ve der ki: "Çiçeğin bir hastalığı yok dostum... Bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için" der.

Ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece "Seni seviyorum" demek yetmemektedir...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/3/2008 - aşkımaaa

Yokluğun yamura yazı yazmak kadar zor,sensizlik ölüm kadar acı,sen nefes kadar önemli canım kadar DEĞERLİSİN...

**************************************************************************

Ne tuaf dimi içimi acıtan da sensin acımı dindirecek olanda...

**************************************************************************

Gideceğin yere benide götür aşkım soranlara başımın belası dersin...

**************************************************************************

Kan ve Gül ,Gül ve Diken,Sevgim ve Sen...

**************************************************************************

Seni yıldızlara benzetiyorum onlar kadar  uzak , onlar kadar erişilmezsin ama bir farkın varonlar bin(1000) tane sen bir(1) tanesin....

**************************************************************************

Biraz eğik bir aşk uczuz bir yanlızlık sessiz bir kaç çığlık hiç konuşulmayan bir dolu düşünce düşmanımdı sensiz her gece...

*************************************************************************

Hem yanımda hem çık uzaksın doğan GÜNEŞİM kaybolan ACIMSIN....

*************************************************************************

Aşkımın aşkısıyım aşkıma inan aşkım sana deliler gibi aşığım....

*************************************************************************

Sana bişiy sölicem ama kıjma bugün doktora gittim böbreğimde kum,beynimde ur,kalbimde SEN çıktın...

*************************************************************************

Kimbilir hangi akşam güneşle beraber bende söneceğim!Kimbilir hangi ellerden son suyumu  içeceğim!Belki göremeden öleceğim...Fakat gine de seni "EBEDİYEN SEVECEĞİM AŞKIMMMMMM"

*************************************************************************

Dünya öle bir kararsın ki ...Seni aydınlatan tek ışık gözlerim olsun...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

MRB BLOGUM DA HER TELDEN OLUCAK YORUM LARINIZ BEKLİYORUM YORUM YAPARSANIZ SEVİNİRİM...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

sevimlisaniyeler

Get your own Chat Box! Go Large!

Get your own Poll!

Get your own Slide Show!